"MÜJDELER VAR YURDUMUN TOPRAĞINA TAŞINA" BİR "AVUKATLIK OKULU"NUN DAHA KURULMASINA KARAR VERİLDİ! 10.10.2011 | HUKUK MAKALELERİ

Av. İ. Güneş Gürseler
 5.8.2010 tarih ve 27663  sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Hukuk Fakültesi kurulmasına ve  Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde yeralan Hukuk Fakültesinin adının Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi olarak değiştirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararları yıllardır yazıp söylediklerimizin işe yaramadığını bir kez daha göstermektedir.  Hele, adının Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi olarak değiştirilmesine karar verilen ve  ilk kez 2010/2011 ders yılı için öğrenci kabul edecek olan Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi  Hukuk Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Hakan Hakeri’nin mesajını okuyunca (http://www.omu.edu.tr/a/tr/akademikbirimler/fakulte/hukuk/dekanmesaj.php) hukuk eğitimindeki  ve yargı mesleğindeki nitelik sorunlarımızın kısa zamanda giderilmesini bekleyemeyeceğimiz ortaya çıkmaktadır. Zaten, “hukukçu akademisyenlerin çoğunluğuna göre (%62) Türkiye’deki hukuk eğitimi “vasat”dır.” (GÜNCEL GELİŞMELER IŞIĞINDA TÜRKİYE’DE HUKUK EĞİTİMİ ARAŞTIRMA RAPORU, Prof. Dr. Meral ÖZTOPRAK SAĞIR, Ankara 2010, Türkiye Barolar Birliği yayını, sayfa: 144)
Hukuk fakültelerimiz,   öğrencilerinin hemen hepsinin avukatlık ruhsatnamesi alabilmeleri için diploma veren kuruluşlar haline gelmiştir.  Hukuk fakültelerini yılda ortalama 3000 kişi bitirmekte, (mesleğe girişte bir eleme olmadığı için) Türkiye Barolar Birliği de her yıl ortalama bu sayıdaki avukata ruhsatname vermektedir. Bir başka ifade ile hukuk öğretimimizin amacı avukat yetiştirmeye,  hukuk fakültelerimizin işlevi de bu mesleğin okulu konumuna indirgenmiş durumdadır. Toplumsal kabul de bu şekilde oluşmuştur.Bukabul öncelikli olarak “hukuk eğitiminde arz ve talep” sorunu yaratmıştır. “Ülkemizde son yıllarda hukuk eğitimine olan talep şimdiye kadar görülmemiş oranda artmıştır. Bu artış, diğer fakülte kontenjanlarının boş kalmasına rağmen hukuk fakültesi kontenjanlarının boş kalmaması, ÖSYS tercihlerinde hukuk fakültelerinin adayların tercih sıralarında üst sıralarda yer alması ve ÖSS sınavlarında hukuk fakültelerine giriş puanlarının çok yükselmiş olması gibi göstergelerle izlenebilmektedir. Ne var ki hukuk eğitimine talepteki yükselişe paralel bir şekilde hukuk eğitiminde arz sağlıklı bir şekilde arttırılamamıştır. Şöyle: Arzı artırmak amacıyla yeni hukuk fakülteleri kurulmuş ve hukuk fakültesi sayılarında bir artış olmuştur. Bugün 44 adet hukuk fakültesi bulunmaktadır. Bunlardan 32’si faaliyettedir. 1996 yılından bu yana 30 yeni hukuk fakültesi kurulmuştur. Sadece içinde bulunduğumuz 2008 yılının ilk altı ayında 9 yeni hukuk fakültesi kurulmuştur. Ancak yeni kurulan hukuk fakülteleri, öğretim üyesi temininde sıkıntı yaşamaktadırlar. Türkiye’de hukuk fakültelerinde toplam 524 adet öğretim üyesi görev yapmaktadır. Yeni kurulanlar da hesaba katılırsa hukuk fakültesi başına 12 adet öğretim üyesi düşmektedir. Kaldı ki, bu 524 öğretim üyesinden 340 adedi yedi büyük devlet hukuk fakültesinde görev yapmaktadır. Geriye 184 öğretim üyesi ve 37 hukuk fakültesi kalmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir ki, yeni kurulan hukuk fakültelerinin ortalama beşten fazla öğretim üyesi bulma imkân ve ihtimalleri yoktur. Bu nedenle günümüzde Türkiye’de hukuk öğretim üyeleri adeta karaborsaya düşmüş durumdadırlar. Türkiye’de hukuk alanındaki öğretim üyesi boşluğunu doldurmak için kısa vadede yapılacak bir şey de yoktur. Uzun vadede ise hukuk fakültelerinin derhal olabildiğince çok sayıda araştırma görevlisi alıp, bunlara yüksek lisans ve doktora yaptırarak öğretim üyesi yetiştirmeleridir. Bu ise ortalama 10-15 yıllık bir zaman dilimini gerektirmektedir.” (Prof. Dr. Kemal Gözler, “Hukuk Eğitiminde Arz ve Talep”, Terazi: Aylık Hukuk Dergisi, Yıl 3, Sayı 24, Ağustos 2008, s.175-194. <www.anayasa.gen.tr/arz-talep.doc>)
 
Yüksek Öğretim Kurumu’nun geçen Aralık ayında Erzurum’da düzenlediği bu konudaki Çalıştay’da  belirtilen görüşlerin ve alınan kararların yaşama geçirilmesinde neler yapıldığını bilmiyoruz. Bildiğimiz ve her gün içinde yaşayarak gözlemlediğimiz ise nitelik ve saygınlık kaybından başka bir şey değil.
15.8.2010
Arena Yazılım Web Çözümleri